21 Eylül 2012 Cuma

Firmin / Sam Savage


Bu kitabı bir solukta okuyuverdim.
Okuduğum en ilginç kitaplardan biri diyebilirim.
Her şey Firmin'in bir kütüphanede 13. yavru olarak doğması ve 12 memesi olan annesini ememesi sonucu başlar. Kendi başının çaresine bakmak durumunda kalan Firmin bilin bakalım napmaya başlıyor?
Kütüphanedeki kitapları yemeye başlıyor.
Kitapları yerken ne hikmetse okumayı söküyor ve tam bir kitap kurduna dönüşüyor.


Kitabı okurken gerçekten empati kurabiliyorsunuz.
Ya onun yerine ben olsaydım diye..
Çenesiz, çirkin bir hayvan ama O kendini insan gibi hissediyor.
Hümanist..
İnsanlarla iletişim kurmaya çalışıyor.
Ancak ne konuşabiliyor ne de yazabiliyor.
Firmin'in kendi ağzından okuduğumuz bu kitap esprili anlatımıyla güldürüyor.
Yer yer kendinle dalga geçiyor.
Güldürürken de düşündürüyor.


Arka Kapak

Batı edebiyatında son yirmi beş yılda yazılan en şaşırtıcı roman.

O farelerin en kültürlüsü ve duyguları en gelişmiş olanıydı. Başka bir deyişle "entel ama yalnız"dı… 

60'lı yıllarda Boston'daki bir kitapçının bodrumunda doğmuştu. Alkolik bir anne ve anlayışsız kardeşleri yüzünden herkesten daha hassastı. Edebiyatı sevmeye en doğal şekilde başladı: onu yiyerek. Kitapları yedikçe okumayı söken Firmin zamanla kitapçıdaki tüm kitapları adeta yuttu. Sonrasında da insanlarla iletişime geçmeye, yaşadığı yalnızlığı sonlandırmaya çalıştı. Gün geldi bir şehir serserisi, gün geldi burjuva özentili biri oldu ama aslında o her zaman bir hümanist, değirmenleri bile olmayan bir Don Kişot'tu…ve gerçek bir âşıktı.

Bu kitapta Firmin'in yaşadığı yabancılaşmayı, yalnızlığı, hayallerini ve hayal kırıklıklarını kimi zaman gülerek kimi zaman hüzünlenerek okuyacaksınız.

Sam Savage'in bu romanı tek başına bir okuma kampanyası olacak niteliktedir.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Avon Christian Lacroix Nuit Edp


Havalar yavaş yavaş soğumaya başladığına göre artık Avon Christian Lacroix Noir parfümümü kullanmaya başlayabilirim.
Bildiğiniz gibi Avon son yıllarda oldukça başarılı tasarımcılarla çalışıyor.
Onlardan ilham alarak ürünlerine yön veriyor.
Christian Lacroix Nuit edp de bunlardan biri.
Parfüm geçen yıl piyasaya ilk sürüldüğünde almıştım.
Görseldeki 2.şişem.

Şişesini ilk gördüğünüzde çok baskın, ağır bir parfüm olmalı hissine kapılıyorsunuz ama kullandığınızda alt notalarındaki miskin de etkisiyle koku yumuşamaya başlıyor.
İçerisindeki sümbül ve misk oranları o kadar iyi ayarlanmış ki ne bir eksik ne de bir fazla..
Tam kararında.
Kalıcılığı da iyi.

21 Eylülde başlayacak olan Kampanya 11'de %40 indirimle 44.40TL'den satışa sunulmuş.
Hem oryantel hem çiçeksi farklı bir koku denemek istiyorsanız güzel bir seçenek..



Mim:)

Defnecim beni mimlemiiiiş.
Beni unutmayıp hatırladığın için teş.ederim arkadaşım. Nete ancak kavuştum. Şimdi cevaplayabiliyorum.Başlayalım:)

Günün nasıl geçti?

Okulda oldukça yorucu geçti. Öğretmeniz, azcık topuklu giyelim diyoruz yok. Canımı alıyor sanki ayakkabılar. Şiştiler ve ağrıdılar ayakcıklarım:(
Yorgun ama verimli bir gün oldu.

İsim vermeden bahset;

Kimden? :) 
Müthiş biri..Gerçek bir dost, en güvendiğim insan, seviyorum onu:)

Neden hep cam kenarı;

Ah ah uzun yolda koridor tarafında oturulur mu kuzum:)

Bugun kendin için ne yaptım;

Kahve:) Beni mutlu eden şeylerden biri..
Şaka bir yana kendim için pek bir şey yapamadım. Öğrenciler için yapmış olabilirim.

Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan;

En iyi stres atma yöntemi bakım :)

Düşün ki o bunu okuyacak;

Kim? Aşkım mı?
Evet, okuyor zaten:)

Kahkaha atmana sebep olan karikatürler;









Ben kimleri mimleyiiim? Kabul ederlerse:
Nur Böjük,
Öylesine Biri,
Asabi Bakire,
Okuyan
Seyyah Gül

Superdrug Vücut spreyi - Lusty 75 ml


Watsons'ın ithal ettiği markalardan biri Superdrug.
Uygun fiyatlarıyla Watsons'ta dikkat çekiyor.
Denemekten zarar gelmez deyip aldık bu spreyi.
Açıkçası bu kadar güzel ve baskın olacağını düşünmemiştim.
Alt tarafı 3 tl olan bu sprey tam sevdiğim gibi misk ve pudra kokuyor.
Öyle bayan cinsten de değil.
Kararında.
Parfüm niyetine rahatlıkla kullanılabilir.
Yoğun kokusu hemen uçup gitmiyor.
Bir dahaki gidişimde farklı bir rengini de almayı planlıyorum.



18 Eylül 2012 Salı

Kadından Kentler / Murathan Mungan


Kadından Kentler  15 ayrı kentte yaşayan 15 farklı kadının hikayesini anlatıyor.
Kadınların kimisi doktor, kimisi öğretmen..
İzmir, Adana, Trabzon, Bursa, Kırşehir, Kayseri...
Şehirler de farklı. 
Kadınların hepsi hüzünlü ve mutsuz.
Ortak noktaları bu.

« Sessiz bırakılma yerlerinizle karşı tarafı konuşarak boğmaya yönlendiren sistem aynı sistem. Sussanız da, konuşsanız da aynı kapıya çıkıyor. Ben daha derin bir yerden eko vermeye çalışıyorum. Kadından Kentler de bu anlamda olmak üzerine bir kitap aslında.[1] »

Kitaptaki öyküler yukarıdaki gibi sıralanmış.
Bunların içinde beni en çok etkileyenler 'Yakası Beyaz Kürklü Taba Rengi Kaban', 'Burası Ankara İl Radyosu, Şimdi..' ve 'Trabzon Burması' oldu.

Siz hangisini sevdiniz?

Kitap 15 farklı kadından bahsediyor.Bir öyküyü bitirip diğerine geçtiğimde tam sindiremediğimi hissettim, yenisine başlamasam da diğerinin üstüne düşünsem dedim. Yok, tam oturmuyor hikayeler. Sanki eksik kalıyor bir şeyler. Belki mutlu son okumak istiyorum. Bilmiyorum..
Böyle düşünürken 16.öyküde Esenler otogarında buluyorsunuz kendinizi.
Az önceki hüzünlü kadınlarla karşılaşıyorsunuz burada.
Kimisi otogara yeni iniyor, kimisinin acelesi var..
Kesinlikle otogara gittiğinizde aklınıza gelebilecek bir kitap..
Bu kadınlar nereye gidiyor?
Dertleri, sıkıntıları ne ki? demekten alıkoyamayacaksınız.


Kitabın arka kapağı da oldukça ilginç..
Kısaca anlatmak, özetlemektense öykülerde geçen anahtar kelimeleri vermiş arka kapakta yazar.
Bu da değişik bir güzellik katmış kitaba.


Seminer Döneminde Neler Okudum?


Seminer dönemi nihayet sona erdi.
Arabada, ders aralarında üç kitap bitirmişim on beş gün içinde.
Yoğunluğuma bakarsanız fena değil.


En kısa zamanda yorumlayacağım kitapları.
Artık net de bağlattığıma göre uzun aralar vermeyeceğim inş.:)



17 Eylül 2012 Pazartesi

Essence Longlasting Eye Pencil - I Have a Green


Essence'in Gratis'e geldiğinde almıştım bu kalemi bir kaç ay önce.


Asansörlü olunca e fiyatı da uygun olunca almadan edemedim.
İyi ki de almışım.
Kalem müthiş.
Bir kere asansörlü olması en büyük avantajı.
Kalıcı, pigmenti gayet yoğun, akmıyor, bulaşmıyor.


Fiyatı da uygun.Şaka gibi : 5 tl..:)


 Rimmel Emerald Sparkle'a oldukça benzettim.Dikkatli bakınca Essence'in daha kolay sürülebilir yapıda olduğunu fark ettim.


Bu da swatch'u. 
Kısacası beğenip memnun kaldığım bir ürün oldu.



14 Eylül 2012 Cuma

Yine Ciciler Aldık ki Biz:)


Çok yorucu bir seminer döneminin ardından fırsat bulup merhaba demek istedim.
Geçen hafta aşkım yanımdaydı. Birlikte Sankopark'a gittik ve bana bu cicileri aldı:)
8x4 sprey deo ve roll-on
Superdrug sprey deo 
vee tatlı mı tatlı cüzdan şeklinde bir ayna:)
Şirine'mizi de unutmayalım:) 

Yazılarını kullandıkça yazarım.
Bi şi sorcam sizinkiler de Watsons'a girince oflayıp ufluyor mu? :)

Bu arada yeni gelen izleyicilerime de hoşgeldiniz diyorum.

9 Eylül 2012 Pazar

Limon Ağacı / Sandy Tolan


Baba ve Piç ile eş zamanlı okuduğum için oldukça sıkıldığım bir kitap oldu Limon Ağacı.
Sandy Tolan gerçek tarihten yola çıkarak kaleme almış bu romanı.
Tarihler ve olaylar belgelerle doğrulanıyor romanda.
İsrail - Filistin arasındaki gerginlikler tüm çıplaklığıyla anlatılmış.
Paylaşılamayan Orta Doğu,Nazilerin katliamından kaçıp Filistinlileri topraklarından sürgün eden İsrailliler,
yersiz yurtsuz kalan, haklarını tekrar geriye almaya çalışınca terorist damgası yiyen Filistinliler.


Alıntılar da aradaki anlaşmazlığı gözler önüne sermeye yardımcı oluyor.


Limon Ağacı her iki kültürü de birbirine bağlıyor.
Beşir ve Dalia'nın hikayelerini birbirine bağlıyor.

Kitabın 200lü sayfalarına gelene kadar o kadar sıkıldım ki..
Kitap yer yer yazım hatalarıyla dolu ve çeviri kokuyor.
Cümleler bazen hiç bir şey ifade etmiyor.
Yine de okunası kılan bir şey varsa Beşir ve Dalia'nın dostluğu.
Tarih okuyayım, İsrailin pisliklerini göreyim diyorsanız okuyun derim.
Tarih ve genel kültür açısından faydalı olacağından şüpheniz olmasın.
Yalnız sıkıcı bir anlatımı olduğunu da unutmayın.

Arka kapak:



1 Eylül 2012 Cumartesi

Baba ve Piç / Elif Şafak

Kitabı bitirdim. Hemen yorumlayım dedim.
Elif Şafak'ın 2006 yılında büyük yankı uyandırmış bu kitabının genel konusu Ermeni soy kırım iddiası.
Ermeni Çakmakçıyan ve Türk Kazancı ailelerinin tesadüfi( ! ) karşılaşmalarıyla konu dallanıp budaklandırılıyor.Tesadüfi ( ! ) diyorum çünkü Elif Şafak bazen inanılması güç tesadüflerden bahsediyor.Hadi canım diyorsunuz.
Mesela Asya'nın dedesi Armanuş'un büyük dayısının çırağıymış.Bunun gibi tuhaf bağlantılar görülüyor Şafak kitaplarında. Sanki Türk sineması izliyor gibi oluyorsunuz.
Bu kitapta Şafak'a katıldığım nokta şu ki evet Türkler sürekliliği kabul etmiyor. 
Osmanlı'nın ve daha önceki Türk devletlerinin devamı değilmişiz de gökten zembille 1923'te düşmüşüz gibi..
Biz Osmanlının devamıyız.Rejim farklı olabilir, şartlar da farklı olabilir ama en azından onların torunu olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Şafak 2006 yılında bu kitabıyla Türkleri aşağılamak suçundan yargılanmış ve beraat almış.
Evet Anuş ağacındaki Ermeniler'in bu iddiayı kabul ettirme istemelerini ve saldırgan tutumlarını okuyan biri diyebilir ki 'A bu yazar demek ki böyle düşünüyor.'
Ama diğer yandan Asya'nın ve özellikle Aram'ın konuşmalarını da okuyunca karşı teze de hak veriyorsunuz.
Aslında Ermenilerin kendi diyasporalarında , geçmişlerinde takılıp kalmış ve hala  büyüklerinin etkisinde olduklarını görüyorsunuz.

Kafe kunderadaki anti mlliyetçi senarist:
'Ben bu konu üzerinde titiz araştırma yürütmüş biri olarak konuşuyorum. Öyle bir şey olmadı. Hiç öyle bir şey olmadı. Ailen için üzüldüm ama o zamanlar savaş zamanıydı, iki taraftan da insanlar öldü. Ermeni isyancıların ne kadar Türk öldürdüğünü biliyor musun? Hikâyenin öbür tarafını düşündün mü hiç? Acı çeken Türk aileleri için ne diyeceksin? Olanlar çok trajik ama ben tarihi gerçekleri her türlü safsatanın üstünde görürüm. Ermeni gençlerinin beyninin yıkandığını görüyorum. Ermeni iddiaları abartı ve çarpıtma üzerine kurulu. Yapmayın, bazıları iki milyon Ermeni öldürdüğümüzü bile söylüyorlar. Aklı başında hiçbir insan bunu ciddiye alamaz'

Ermei olan ve İstanbul'da mutlu bir şekilde hayatını devam ettiren Aram:
'Siz diyasporadaki Ermenilerin hiç Türk arkadaşınız yok. Yegâne aşina olduğunuz şey ninelerinizden, dedelerinizden ya da birbirinizden duyduğunuz hikâyeler. O hikâyeler de son derece üzücü. Ama inan bana her ülke gibi Türkiye'de de iyi insanlar ve kötü insanlar var. Bana kendi öz kardeşimden daha yakın Türk arkadaşlarım var burada'

Tavırlarıyla, düşünceleriyle Suç ve Ceza'nın Raskalnikov'unu andıran Asya:

Arka kapak:

Sonuç olarak bu kitaptan Şafak'ın diğer kitapları kadar etkilenmedim ve bu kitabı çok sevemedim.
Senaryosu, kurgusu çok zayıf geldi.
Diğer kitaplarından aldığım tadı bundan alamadım.

Not:Asya'nın babasının kim olduğunu okuduğumda ise miğdem bulandı.